Futbol yazmak tatlı da, siyaset yazmak bazen tatsız olabiliyor maalesef. Bazen de böyle illa yazdırıyorlar insana işte...
Dünkü Milliyet'te bir köşede ufacık bir haber.Malatya'da bir Alevi köyünde Diyanet'in parasıyla -yani vatandaşın vergisiyle- yeni bir cami yapılıyor. Köyün Sünni nüfüsü var, ama çok az. Cami ise köyün tamamına hizmet verebilecek kapasitede. Köyde bir cemevi ise yok. En yakın cami 5 km ötede. Yani cami yapılması anlaşılır, ama tüm köyü içine alabilecek büyüklükte bir cami?
Bunu yeni birşey zannediyorsanız maalesef yanılıyorsunuz. Muhafazakarı, devletçisi, liberali, halkçısı; birbirlerinin yaptıkları iyi kötü herşeyi bozup kendi iyi ve kötülerini yerleştiren Türk hükümetlerinin yıllardır istikrarla devam ettirdikleri tek politikadır belki de bu. Pek bir özgürlükçü AKP hükümeti de devam ettirmektedir bu yöntemi. Şöyle ki, Alevi köyüne devlet cami yaptırır, bir de imam tayin eder, imam iyiniyetliyse yeni tayin bekler, biraz art niyetliyse misyonerlik çalışmalarına başlar. Arada bir kaç Alevi vatandaş "kurtarılırsa" kardır. Asla ve katiyyen cemevi kurmak için ödenek verilmez.
Siyasette seslerini pek çıkarmasalarda, Alevi cemaati bu ülkede güçlü bir lobidir. Tek hareketleriyle seçimlerde dengeleri değiştirebilecek güçtedir bu lobi. CHP bu lobinin gücünü MHP'yle seçim öncesi flörtü sebebiyle büyük oranda kaybetti ve o oylar AKP'ye kaydı. Ama bu yukarda anlattığım türden uygulamaların sürmesi ve son olarak Reha Çamuroğlu'nun istifası bu desteğe biraz darbe vurdu.
Sessiz olmaları kimseleri yanıltmasın anlayacağınız... Alevi cemaati Türk kültürünün ve siyasetinin önemli bir parçasıdır. Kesinlikle bu tür muameleleri haketmeyecek kadar önemlidirler hem de.
Thursday, June 19, 2008
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment